Türkiye laiklik için ayağa kalktı!

03.07.2016

Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın Anayasada laiklik olmamalıdır sözleri tepki ile karşılandı." Barolar, siyasetçiler , STK'lar tepki gösterdi. STK'lar ve bazı yurttaşlar suç duyurusunda buunmaya hazırlanıyor. AKP ise geri adım attı "Meclis başkanın kişisel görüşüdür. Anayasa metnimizde laiklik var" açıklaması geldi.

"Meclis başkanı İsmail Kahraman 
"LAİKLİK YENİ ANAYASADA OLMAMALIDIR"
Geçerli olan 1982 Anayasası'nda Allah lafzına hiç rastlanmadığını bildiren Kahraman, "Dediğimiz gibi bu anayasanın herhangi bir yerinde Allah lafzına rastlanmıyor ama anayasalar inanca göre tasnif edildiğinde bu 1982 Anayasası da 1961 Anayasası da dindar anayasalardandır. Neden mi? Diyanet İşleri Başkanlığı idare içerisinde vardır. Resmi tatiller, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı, din dersi zorunludur ve inanca dayalı bir yapısı vardır. Yani seküler değildir, dindar anayasadır. Laiklik tarifi de ona göre olmalıdır. Laiklik zaten yeni anayasada olmamalıdır. Dünyada 3 anayasada laiklik vardır. Bunlar Fransa, İrlanda ve Türkiye'dir. Tarifi de yok. İsteyen bunu istediği gibi yorumluyor. Böyle bir şey olmamalı. Bir gazete benim için birlik olarak benim için bir anayasa metni hazırladılar. Laiklikten hiç bahsetmiyor. Evet, herkes dini inancında, bunu yaşamada ve ifade etmekte hürdür. Fransa'daki anlayış da bu. Allah demeyeceksiniz, Allah Allah. Ölürken mi diyeceksiniz. Bizde şöyle bir durum var. İslam'a göre doğuyorsunuz, kulağınıza ezan okunuyor. İsviçre Medeni Kanunu'na göre büyüyor, evleniyorsunuz. Alman Ticaret Kanunu'na göre ticaret yapıyorsunuz. İtalya Ceza Kanunu'na tabisiniz. Ama öldüğünüz zaman yine musallaya konuluyorsunuz, yine besmele çekilip yolcu ediliyorsunuz" dedi. (Habertürk)
BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI METİN FEYZİOĞLU 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Meclis Başkanı'nın "Laiklik yeni Anayasa'da olmamalıdır" açıklamasını sert sözlerle eleştirdi. Feyzioğlu, "Meclis Başkanı'nı yeminine sadık kalmaya, oturduğu makamın ağırlığını kavramaya davet ediyoruz" dedi. Feyzioğlu şöyle konuştu:
"Sayın Meclis Başkanı'nın, 'Laiklik Anayasa'dan çıkarılsın' şeklindeki sorumsuz açıklamalarını dehşet içinde dinledik. Meclis Başkanı'nı yeminine sadık kalmaya, oturduğu makamın ağırlığını kavramaya davet ediyoruz. Bütün bunları yapamayacaksa Meclis Başkanı'nı istifaya davet ediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti laiklik ilkesi sayesinde Ortadoğu'nun mezhep savaşlarına kapılmamıştır. Laiklik ilkesi sayesinde İran ile korkunç bir savaşa tutuşmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti laiklik sayesinde her mezhepten vatandaşımızın, hukukun üstünlüğü ve demokrasi içerisinde yaşayabileceği bir istikrar ortamına kavuşmuştur.
Laiklik ilkesini pek yadırgayan ve 'Anayasa'da olmamalıdır' diyen Sayın Meclis Başkanı'nı paramparça olmuş Suriye'yi, Libya'yı ve Irak'ı ziyaret etmeye davet ediyoruz. Ne zaman ki bu ülkeler dış müdahaleler ile yıkılmış ve laiklik paramparça edilmiştir, işte o zaman kafa kesen IŞİD'ler, vekalet savaşları ve etnik temizlik başlamıştır.
Bir Meclis Başkanı düşünerek konuşmak zorundadır. O yüzden Sayın Meclis Başkanı'nı düşünmeye ve bu sözlerini geri almaya davet ediyoruz. Hukuk bilgisi hatalıdır, tarih bilgisi hatalıdır, siyasi tarih bilgisi hatalıdır, sanıyorum din bilgisi de hatalıdır…
Bizler terör örgütünün bütün kahpeliklerine karşı, dış destekli teröre karşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin arkasında dimdik olan vatanseverleriz. Sayın Meclis Başkanı'nın Türkiye Milletini bölmeye, terörle mücadeleyi zaafa uğratmaya yönelik, toplumumuzu yeni bir kutuplaşmanın içine atmaya yönelik bu açıklamalarını milli birlik ve beraberliğimize yönelik doğrudan açık ve yakın bir tehdit olarak nitelendirdiğimizi de herkesin bilmesini istiyoruz."
ADD GENEL BAŞKANI TANSEL ÇÖLAŞAN - MEYDANI BOŞ BULDULAR..
Tansel Çölaşan, bu sürece gelinmesini cumhuriyetçi güçlerin ve cumhuriyeti savunan siyasi partilerin zamanında bu konuyu yeterince önemsememelerine ve laiklik ile cumhuriyet değerlerine yapılan saldırıları gereği kadar savunmamalarına bağladı.
Çölaşan, şimdi TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın dile getirdiği söylemin 2012’de AKP’nin ‘yeni anayasa uzlaşma komisyonu’nun metninde taslak olarak yer aldığını söyledi. AKP’nin o zaman söz konusu taslağı TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Birlik Vakfı’nda hazırladığını dile getiren Çölaşan, o taslakta TBMM’nin şimdiki haliyle işlevsiz olduğu gerekçesiyle, başkanlık sisteminin önerildiğini de belirtti. Çölaşan, “Dolayısıyla 2012’de söylediklerini tekrar dile getiriyorlar. Kahraman yeni birşey söylemiyor. Asıl sorgulanması gereken şey, diğer siyasi partilerin 2012’de ‘anayasa uzlaşma komisyonu’na katılıp, pazarlık yapmalarıdır. Hiçbir şekilde pazarlık yapmamaları gerekiyordu” dedi.
“CEMAATLER, TARİKATLAR KANSERLİ DOKU”
ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan, “TBMM Başkanı Kahraman, “anayasamızda Diyanet İşleri var. İdarenin içinde gösteren bir anayasa, çaten dini anayasadır, laikliğe gerek yok diyor” diyor. Diyanet İşleri Cumhuriyet’in kurucu idaresinin kurduğu bir kurumdur. Diyanet İşleri’nin görevi, dini temsil etmek için değil, tam tersine Cumhuriyet’in kalıtımındaki hastalıklı, kanserli dokularla (cemaatler, tarikatlar gibi) mücadele edip, Türkiye’yi gerçek demokratik, laik bir hukuk devleti kılmaktır” diye konuştu ve sözlerine şöyle devam etti: “Bu konuşmayı yapan meclis başkanı Kahraman, şu anda 82 Anayasası’nda dahi başlangıç kısmında var olan laik, demokratik, hukuk devleti gereğince meclis başkanı seçilmiştir. Bu anayasa halen yürürlüktedir. Sokaktaki adam söylese hoşgörülebilir, ama bir meclis başkanı bunu söyleyemez” ifadelerini kullandı.
“MEYDANI BOŞ BULDULAR”
“Bu gerici ve Cumhuriyet karşıtı güçlere zamanında yeterli-gerekli cevap verilmediği için ortalığı boş bulan bu zihniyet, bu tür tartışmaları ortaya atarak, algı yöntemiyle itibarsızlaştırıp cumhuriyet değerlerini tartışmaya açıyorlar” diyen Çölaşan, sözlerini, “Laikliğin bu kadar tartışmaya açılabilmesinin sebebi, Cumhuriyet’in yanında yer aldığını söyleyen siyasi partilerin Cumhuriyet ilkelerini yeteri kadar sahiplenmemesidir. Meydanı boş bulan Cumhuriyet’i yıkmaya çalışıyor” şeklinde tamamladı.
TGB'DEN TEPKİ - TÜRKİYE İSMAİL KAHRAMANLAR ÜLKESİ OLMAYACAK
25 Nisan 2016 günü saat: 17:00'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman Anayasayı çiğneyerek suç işlemiştir. Anayasamızın değişmesi teklif dahi edilemez maddelerini değiştirmeyi önermek suçtur.


"Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kalınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım." sözcüklerinin kapsadığı suçlar sadece Türk Ceza Yasasında değil Türk Devrim Tarihinin yasalarında da tanımlanmıştır.
Cezası açıktır, uygulamayanlar tarih önünde hesap verecekler.
Biz, Türkiye'nin vatansever, devrimci gençliği gerekeni her yerde ve her zaman yapacağız.
Suçları cezasız kalmayacak!
Ortaçağın hortlakları ortalıkta dolaşıyor. Türkiye'yi şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar ülkesi yapmaya kalkanlar, tarikatçılar, üfürükçüler eliyle ölüyü diriltmeye kalkıyorlar.


Laikliğe kefen biçmeye kalkanlar, ölü saltanata, padişahlığa, ortaçağ hukukuna hayat öpücüğü vermeye çalışıyorlar. Milli egemenliğin ve laikliğin düşmanları ortaçağ hortlaklarıyla bizi korkutabileceğini sanıyor. Yanılıyorlar!

Laiklik sizin kefeninize sığmaz. Yırtar! Sizin ortaçağı hortlatma çabalarınız, ölüyü diriltmeye kalkanların nafile çabaları gibidir. Sonunuz hüsran.
Laiklik, İnsan Olmanın, Millet Olmanın Zorunluluğudur
Laiklik, milli egemenliğin dayanağıdır. Saltanat heveslilerinin, ümmetçilerin, gayrı milli cephenin karşıtlığı ondan. 
Laiklik, Türk milletinin birlikte yaşamasının teminatıdır. Bu yüzden Türkiye'yi bölmeye kalkanların baş belasıdır.
Laiklik, tarikatlerin, cemaatlerin yasadışılığıdır. Ortaçağın ruhunu çağırmaları ondan. 
Laiklik, kadının özgürleşmesi davasıdır. Türk kadınını ikinci sınıf yapmaya kalkanların heveslerini kursaklarına tıkar. 
Laiklik, çocuklarımızın bugününün ve yarınının barış içinde, huzurlu ve özgür olmasının garantisidir. Tacizcilerin, tecavüzcülerin, çocuk istismarcılarının laiklik düşmanlığı ondan.
Düşman oldukları Laiklik Türk milletinin hayat suyudur. Gericiler, millet düşmanları...


Bu suyu kurutmaya gücünüz yetmeyecek. Gericiler kaybedecek, Laiklik kazanacak.
Türk gençliği, Türkiye Gençlik Birliği Laikliğin teminatıdır. Türkiye'nin geleceğinde laiklik düşmanı gericilerin yeri yok! İşledikleri suçlar da cezasız kalmayacak. Türk gençliği olarak söz veriyoruz: Milli egemenliğimizi, milli birliğimizi, özgürlüğümüzü boğmaya kalkan laiklik düşmanlarına geçit vermeyeceğiz.
Türkiye laik olacak. Sonsuza dek.
Çağdaş CENGİZ - TGB Genel Başkanı
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, laikliğin yeni anayasada olmaması ve dindar bir anayasa yapılması gerektiğini ifade ederek, AKP iktidarının hedefinin laikliği yok etmek olduğunu ikrar etmiştir.
Milli iradenin temsil edildiği en yüce makam olan TBMM’nin Başkanı olduğunu ve tarafsız olması gerektiğini unutarak daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmakla cezalandırılan AKP’nin sözcüsü gibi davranan İsmail Kahraman, laiklik ilkesine ve Cumhuriyet devrimlerine karşı açıkça meydan okuyarak suç işlemiştir. Kahraman’ı kınıyor ve istifaya davet ediyoruz.
“Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli devrimlerinden birisi laikliktir.
İnsanların inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini savunan Eğitim-İş, Atatürk’ün söz konusu tanımını benimsemiştir ve devlet yönetiminde inançların öne çıkmasına karşıdır. Laik düzlemde, inançlar, eğitim, hukuk, bilim ve ekonomiye etki etmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumları ve kuralları, dine, etnisiteye göre değil, laiklik ilkesine göre şekillenmiştir ve bu yapı korunmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri’nin, büyük önderimizin ve O’nun kurucusu olduğu Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş bir devlet ve toplum kurma hedeflerini rafa kaldırarak yok etme hak ve yetkileri yoktur. 
Kaldı ki, Anayasa’nın Genel Esaslar başlıklı Birinci Kısmında yer alan ve Cumhuriyetin Nitelikleri alt başlıklı 2’nci madde hükmü “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” şeklindedir. Hükümde Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri arasında laiklik açık biçimde ifade edilmiştir. Anayasa’nın aynı kısım altında yer alan ve Değiştirilemeyecek Hükümler alt başlığını taşıyan 4’üncü maddesinde yer alan; “Anayasanın 1’inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.” kuralıyla devletin laik niteliğinin değiştirilebilmesi; hatta değiştirilmesinin teklif dahi edilebilmesi yasaklanmıştır.  
Laiklik olmaksızın demokrasi olamaz. Dünyada bu gerçeğin aksini ortaya koyan tek bir devlet yapılanması örneği yoktur. Laikliği dışlayan devletlerin “tamamında” kadın sosyal yaşamdan soyutlanarak eşit bir insan olmak bir yana “meta”ya dönüştürülmüş; erkeğe mutluluk vermeye özgülenmiştir. Yine laiklik ilkesinin olmadığı devletlerin tamamında, toplumu oluşturan diğer inanç grupları üzerinde ağır baskı kurularak, farklı renkler devlet vahşetiyle yok edilme sürecine sokulmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran irade; yıkılmış, tarumar edilmiş bir imparatorluktan geriye kalan eğitimsiz, yoksul, savaşlar nedeniyle genç nüfusunun tamamına yakınını kaybetmiş bir toplumdan bugün çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmış bir Cumhuriyet yaratmıştır. Anadolu coğrafyasını ve geri kalmış toplumların hayallerini güneş gibi aydınlatan bu Cumhuriyet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyüklüğü ve dehasını gözler önüne sermektedir. 
Eğitim-İş, tüzüğümüzde de belirtildiği üzere, Atatürk ilke ve devrimleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi üzerinde yükseldiğinin bilinciyle, laiklik ilkesinin korunmasına büyük önem verir. Kişilerin inanç ve vicdan özgürlüklerini savunurken, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanmalarını ya da baskı altına alınmalarını da kabul edilemez bulur. TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a, kendilerini var eden iradeyi ve o iradenin sonucu olan siyasal rejimi korumakla yükümlü olduklarını hatırlatıyor, bir kez daha istifa etmeye davet ediyoruz.
Her koşulda demokrasiye, çağdaşlığa, laik ve üniter yapıya, ulusal birlik ve beraberliğimize, Mustafa Kemal Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine sahip çıkan Eğitim-İş olarak; Cumhuriyete açık bir saldırı niteliğinde olan bu eylem karşısında tüm Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırıyoruz. Cumhuriyetten, laiklikten demokrasiden yana tüm demokrasi güçlerini de dinci faşizme karşı ortak mücadele etmeye davet ediyoruz. 
EĞİTİM İŞ - MERKEZ YÖNETİM KURULU 


TBMM Başkanı'nın açıklaması şeriat isteğidir. Bir 31 Mart çağrısıdır.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, yeni bir anayasa ve o anayasada da laiklikle ilgili hükümlerin yer almaması yolunda beyanda bulunmuştur.
23 Nisan'da, egemenlik, ilahi güçlerden, kutsal güçlerden, el değiştirerek asıl sahibine geçmiştir.
Böylece tarih sahnesine Türk Ulus'u ve de O'nun adına egemenlik yetkisi kullanan, O'nun yetkili temsilcisi olan TBMM çıkmıştır.
Bu durum laikliğinde temelini de oluşturmuştur.
TBMM Başkanı'nın beyanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerleri ile çatışmaktadır.
TBMM'nin varlık nedenini yok saymaktadır.
Laiklik, yaşam hakkının, tüm özgürlüklerin, Cumhuriyet'in olmazsa olmazıdır.
TBMM Başkanı'nın beyanı çok açıkça bir şeriat isteğidir.
Bir 31 Mart çağrısıdır.
31 Mart çağrılarının serbestçe gerçekleştirildiği bir aşamaya geçilmesi demektir.
Bu durum asla kabul edilemez.
Cumhuriyetin ilke ve değerlerine sahip çıkılarak, bu saldırılar yok edilecektir.
TBMM Başkanının, göreviyle ve anayasal düzenle çatışan eylemi karşısında, görevi anayasal düzeni korumak olan Türk polisinin ise, TBMM Başkanının anayasa dışı söylem ve eylemi yanında yer alıp, bu olaya karşı demokratik tepkisini ortaya koyan halka saldırması, polis devleti olunduğunun da bir ifadesi olup, bu durum da asla kabul edilemez.
Egemenliğin Ulus'a geçtiği 23 Nisan haftasında, Ulusal heyecanı gölgede bırakarak hurafe Kutlu Doğum Haftası kutlamalarından sonra, şimdi de varlık nedeni laiklik olan TBMM'nin, Başkanı tarafından laikliğe dil uzatılması, yaşanılanın açık ve yakın bir tehlike hali olmasının da ötesinde, Cumhuriyet'e ve değerlerine açık bir bir saldırı olduğunun ifadesidir.
TBMM Başkanı'nın bu davranışı, bir ihanet, bir hıyanet halidir.
Tüm siyasi partilerin, TBMM Başkanı'nın bu tutumu hakkında açıklamada bulunmalarını, kınamalarını ve TBMM Başkanı için bu görevi terk etmesi yolunda çağrı yapmaları gerektiğini belirtiyor, Laikliğe Çağrı Birlikteliği olarak bizler de TBMM Başkanı'nı işgal ettiği Atatürk’ün oturduğu koltuğu terk etmeye çağrıyoruz.


LAİKLİĞE ÇAĞRI BİRLİKTELİĞİ
http://www.cagdasulusalcizgi.com/haber/siyaset-71463/turkiye-laiklik-icin-ayaga-kalkti!/1023.html


 


HALKIN SESİ

ATATÜRK çülük ve çağdaşlık ve laiklik adına Her türlü oluşumda ve eylemde ben de varım.
Halil İbrahim Yaşaroğlu
16.07.2016

© 2016 HALK DAYANIŞMASI