Neden ''Halk Dayanışması''

20.06.2016

‘HALK DAYANIŞMASI’NA GİDEN YOL…
Karşı Devrimciler’, ülkemizin cumhuriyet kazanımlarını yok etme amacıyla özellikle tarihi ve alan olarak değerli okullarımızı tek tek İmam Hatipleştirmeye başladıklarında, İzmir Karşıyaka ilçesinin tarihi ‘Karşıyaka Lisesi’ binası da bu kara hedeflerinden biri oldu. Bugün adını; ‘Halk Dayanışması’ olarak isimlendirdiğimiz hareket de ilk olarak Karşıyaka Lisesi’nin, İmam Hatip Okuluna devredilmesine karşı çıkanlarca oluşturuldu.
Son değil; yeni sürecin başlangıcı!
Latife Hanım Grubu’ adıyla 2012 yılında başlayan bu ‘Karşı Duruş’, kan ve gözyaşı ile kazanılan zaferlerle taçlandırılarak kurulan Türkiye’nin bekasına karşı oynanan her tür oyunda, meydanlara çıktı. Eylemleriyle tepki verdi.
Gün oldu; Silivri’de gaza boğuldu, coplandı… Gün oldu; İzmir’de, Buca Askeri Cezaevi’nde esir subaylara moral verdi… Gün oldu; kamu kurum panolarında kaldırılan, ‘TC’ ibaresinin yerine konulması için mücadele etti… Gün oldu; İzmir’de ‘Sessiz Çığlık’ eylemlerinin sesli çığlığı oldu… Yetmedi; esir subaylarımıza mektuplarla destek oldu. Yıllarca her Çarşamba günü bıkmadan, usanmadan ortak akıl oluşuncaya değin, vatan ve millete tehdit olaylarını sordu, sorguladı.
‘Ben’ değil; ‘Biz’ düşüncesiyle; bir oldu, bir arada durdu…
Bizler, Atatürk’ün yolunda, O’nun ilke ve devrimleri ışığında; ‘Memleketin ahval ve şerâiti’ni yine Atatürk’ün sözleri ile sorguladık: “Bir hükümet iyi midir, fena mıdır? Hangi hükümetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, ‘Hükümetten amaç nedir?’ bunu düşünmek gerekir. Hükümetin iki hedefi vardır. ‘Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek’. Bu iki şeyi temin eden hükümet iyi, edemeyen fenadır.”
Yolumuzu Atatürk aydınlattı…
Gördük ki bu hükümet fenadır… ‘Amasya Tamimi’nde belirtilen şartlar oluşmuştur: “Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir”…  Cumhuriyet değerleri, adım adım yok edilmektedir. Milli egemenlik; kişi egemenliğine, millet; ümmete dönüştürülmek istenmektedir… Ve yine Atatürk’e döndük; ne yapmalıydık? Yolumuzu, şu sözleri ile çizdik: “Bizim anlayışımıza göre siyasal kuvvet, milli irade ve egemenlik, milletin bütün halinde ortak kişiliğine aittir, birdir, bölünemez, ayrılamaz ve başkasına bırakılamaz”…
Nasıl yapmalıydık? Karşı Devrimcilerle mücadelemizde etkin olmalıydık. Biz bir avuç vatanseverdik, vatandaştık, etnik kökenimiz ayrıydı, dini inançlarımız, siyasi görüşlerimiz farklıydı ama tek amacımız vardı; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekasına sahip çıkmak... Ulu önderimize döndük yine; ne yapmamız gerektiğini, O söyledi bize: “Bir millet, bir memleket için kurtuluş, esenlik ve başarı istiyorsak, bunu yalnız bir kişiden hiçbir zaman istememeliyiz. Umumi kurtuluşu, gene umumi gayret temin eder ve bir millet, bir toplum yalnız bir bireyin gayretiyle bir adım bile atamaz.”
Kordon Buluşmaları sayesinde halkla kenetlendik…
Toplandık, örgütlendik safları sıklaştırdık... İmza masalarında topladığımız imzaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderdik. ‘Yurttaşın Çağrısı’ ve ‘Aydınlara Çağrı’ başlıklarında mektuplar yazarak; halka ulaşmaya, ortak bilinç oluşturmaya çalıştık. Başarılı da olduk ama yetmedi… Daha güçlü bir örgütlenme gerekiyordu ama nasıl; bunun arayışına girdik: ‘Kordon Buluşmaları’ adını verdiğimiz toplantılar düzenleyerek; demokratik kitle örgüt temsilcileriyle, gençlerimiz, aydınlarımız, siyasetçilerimiz, gazetecilerimiz, yazarlarımız, avukatlarımız ile emekli asker, öğretmen ve memurlarımızla, esnaf, çiftçi ve de ev kadınlarımızla; kısacası halkımızla defalarca bir araya geldik. Görüş alış verişlerinde bulunduk. An oldu; tepki koyduk, an oldu; sahip çıktık. Memleketin içinde bulunduğu durumu tartıştık. Gördük ki birbirimize uzak değiliz, yalnız hiç değiliz…
Örgütlendik…
‘Ben’den, ‘Bize’e geçersek, yan yana, kol kola girersek, birlikte olursak, ses getirebilen güç oluşturabileceğimizi gördük. Ve karar verdik; örgütlenmeliydik… Yine bu toplantılarda örgütlenme modelimizi, Atatürk’ün şu sözleri ışığında oluşturduk: “Memleket, dayanışma isteyen bir birliğe gerek göstermektedir. Alelade politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir”.
Kurtuluş Savaşımızdaki telgraf misali bir web sayfası…
Başta da belirttiğimiz gibi dört yılın sonunda bu hareketin adını; ‘Halk Dayanışması’ koyduk. Yapılan toplantılar ışığında bir ‘Bildiri’ ve ‘Çağrı’ hazırladık. Bundan sonraki adımları planlamak, ortak akılla birliktelik oluşturmak ve dip dalgası yaratacak, Kurtuluş Savaşımızdaki telgraf gibi yurdun dört bir yanıyla haberleşmemizi sağlayacak "www.halkdayanismasi.com" internet sitemizi, ilk önceliğimiz olarak belirledik. 
Web sitemizi, neden 22 Haziran’da yayını açıyoruz?
Çünkü 22 Haziran 1919’da yayınlanan Amasya Tamimi’nde belirtilen; “Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir…” sözü, bizi harekete geçirmişti. O zaman bu tarih, Halk Dayanışması’nın da açıklandığı gün olmalıydı. ‘22 Haziran 2016’ Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde ifade ettiği; “Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!” dediği gün, bugündür. 
Hedef: Yurt sathına yayılmak…
Bundan sonrası mı? Daima yol göstericimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ten: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır” sözü gereği, her yurtsever bulunduğu yerde, kendi çevresindekileri 22 Haziran 1919 Amasya Tamimi’nde kaydedildiği gibi; “Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” düşüncesi ile kendi yöresinde kuracağı Halk Dayanışması'na, katılmaya çağıracağı günlerdir.
Kuvvet, damarlarımızdaki asil kanda…
Atatürkçü Düşünce Sistemi içerisinde, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devletine, milli egemenliğimize ve cumhuriyet kazanımlarımıza sahip çıkmak, her Türk vatandaşın görevidir. Ata’mızın belirttiği gibi, bu görevi yerine getirecek kuvvet de zaten damarlarındaki asil kanda mevcuttur…


HALKIN SESİ

Anayasamızın ve Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, hukukun adaleti sağlamadığı, demokratik, laik ve sosyal bir devlet olma özelliği tartışılan, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, milli egemenliğimize ve cumhuriyet kazanımlarımıza sahip çıkmak, her Türk vatandaşın görevidir. Bunun da yolu ilk önce insan, sonra millet olabilmekten geçmektedir. Millet olabilmek, milli değerlerde birlik ve beraberlik içinde olmak, Ata’mızın bizlere armağanı olan, egemenlik haklarımıza sahip çıkmak, devleti her alanda korumak ve kollamakla mümkün olacaktır. Onun için millet bilincinde birleşerek bütünleşmek için Halk dayanışmasını destekliyoruz ve katılıyoruz.
Mehmet Nazif Uyar
21.07.2016

© 2016 HALK DAYANIŞMASI