HALK DAYANIŞMASI İZMİR BİLDİRİSİ

20.06.2016

Türk toplumu sancılı bir dönemden geçiyor ve bir yol ayrımına doğru gidiyor. Bir yanda, dış yönlendirmelerle hareket eden egemen siyaset, öbür yanda Cumhuriyet'i savunmaya kararlı ulusal bağımsızlıkçılar’… Bir yanda emperyalizm ve işbirlikçiler’,   diğer yanda ‘Türk halkı ve yurtseverler’… Bir yanda bölücüler’, öbür yanda birlikten yana ulusçular’...
 
Cumhuriyetle kurulan toplumsal denge bozuluyor; iyiyle kötü, olumluyla olumsuz, erdemle ihanet birbirine karışmış durumda. Millet varlığını ayakta tutan, duygu ve düşünce birliği yıpranıyor. Siyasi  ayrılıklar, çatışma eğilimi barındıran düşmanlığa dönüşüyor. Ülke, inanç farklılıkları ve etnik köken ayrımlarıyla önce zihinlerde bölünüyor. İnsanlarımız birbirinden uzaklaşıyor, devlet yapısı çürüyor.
 
Türkiye, askeri değil ama askeri işgalin amacı olan, siyasi ve ekonomik işgal altında. Sevr’, toprak paylaşımı dışında hemen tüm maddeleriyle, üstelik daha kapsamlı olarak uygulanıyor. Topraklar, silahla el değiştirmiyor ancak yabancıların toprak satın almasıyla, Anadolu’da hızlı bir mülkiyet değişimi yaşanıyor. Ulusu ilgilendiren hemen her önemli karar, ülke dışında alınıyor, içerde eksiksiz uygulanıyor. Ulusal sanayi çöküyor, tarım yok oluyor, işsizlik artıyor. Halk yoksul, umutsuz ve örgütsüz. Yeraltı-yerüstü varsıllığımızı, dilediğimiz gibi kullanamıyoruz. Ulusal değerler korunmuyor, kültürel bozulma yaygın. Emperyalizmin örgütleyip eğittiği ayrılıkçı terör, Türk ulusuna kafa tutuyor.
 
Parayla donatılmış yerli ve yabancı misyonerler, bu ülke için bir şeyler yapmaya çalışan yurtseverlerden daha geniş olanaklarla serbestçe çalışıyor. Ulusal haklara saldırıda, hiçbir sınır tanınmıyor. Vatanseverlik’ baskı altında, hıyanet’ getirisi yüksek bir meslek durumunda. Karamsar bir edilgenlik, toplumun her kesimine yayılıyor… İşgal İstanbul’u yeniden yaşanıyor gibi, basın ihaneti yayıyor… 
 
‘Amasya Tamiminde belirtilen şartlar oluşmuştur: “Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir”… Bu koşullarda, bir şeyler yapılması gerekiyor. Tarih, yurtsever aydınları mücadeleye çağırıyor, onlara bir görev yüklüyor. Bu çağrı kabul edilmelidir. Özgür ve gönençli bir toplumda insanca yaşamak için mücadele edilmesi ve bedel ödenmesi gerekiyor. Mücadele biçimini, yakın tarihimiz bize gösteriyor. Samsun’a çıkan anlayış, Kuvayı Milliye  ruhu, Müdafaa-i Hukuk örgütleri, önümüzdeki yakın dönemi belirleyecek biçimde, yeniden gündeme geliyor.
 
Biz, İzmir'de değişik görüşlerden oluşan yurtsever aydınlar olarak bir araya geldik ve varlık sorunu haline gelmekte olan ulusal haklarımız için mücadele etmeye karar verdik. Emperyalizmin işbirlikçileri ve vatana ihanet edenler dışında hiçbir görüş ayrımını kabul etmiyoruz. Bu yurdun insanları, mezhep ve etnik ayrımcılık yapmaksızın bizim için birdir. Mustafa Kemal’in ifadesiyle; Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkıdır, Türk Milletidir ve kurtuluşa giden yolda ulaşıp bir araya getirmemiz gereken güç kaynağımızdır..
 
Bu anlayışla;
 
● BAĞIMSIZLIĞIMIZ VE ULUSAL EGEMENLİK HAKKIMIZ için,
● Mezhep ve etnik ayrımcılığa karşı, ULUSAL BİRLİĞİMİZİ SAĞLAMAK için,         
● CUMHURİYET'İN KURUCU DEĞERLERİNİ koruyup geliştirmek için,
 EMPERYALİZME ve şehit sayımızı giderek artıran yurtiçindeki uzantısı TERÖR'e karşı mücadele etmek için,
● Yeni Anayasa dayatmasıyla, TÜRK KİMLİĞİNİ VE LAİKLİĞİ yok etme girişimlerini önlemek için,
● Başkanlık sistemi adıyla kişi egemenliğine dayalı REJİM  DEĞİŞİKLİĞİNE izin vermemek için,
● YARGIDAKİ SİYASİLEŞMEYİ durdurmak için,
 
DİNİN SİYASETE ALET EDİLEREK halkın aldatılmasını önlemek için,
YOLSUZLUKLARA ve YOLSUZLUKLARIN MEŞRULAŞTIRILMASINA karşı mücadele etmek için,
● BİLİMSEL VE ÇAĞDAŞ EĞİTİM için,
TARİH BİLİNCİMİZİ VE MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZÜ yaymak için,
CAN VE MAL GÜVENLİĞİMİZİN sağlanması için,
● İŞSİZLİĞİ kader olmaktan çıkarmak için,
● KADIN ve ÇOCUK istismarını önlemek için,
YERALTI, YERÜSTÜ VE İNSAN KAYNAKLARIMIZIN, TOPRAKLARIMIZIN VE ŞİRKETLERİMİZİN talan edilmesini önlemek için,
● Medyanın yaydığı AHLAK bozulmasına karşı çıkmak için,
SANATA ve SANATÇIYA baskıyı önlemek için,
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ için, mücadeleye atılıyoruz.
 
Girişeceğimiz mücadelenin güçlüklerini, karşılaşacağımız engellerin çetinliğini biliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk ve mücadelesini örnek alıyoruz. Yüksek ülkülerimiz ve hedeflerimiz var. Ancak hayalci değiliz. Yapacaklarımızın sınırlarını ve gelişim aşamalarını biliyoruz.
 
Halk olarak örgütleneceğiz.  Tarihimizden gelen insan severliğimizlesevinçlerimizde ve üzüntülerimizde bir olacağız. Birlik ve beraberliğimizi sağlamak için, elimizden gelen her şeyi yapacağız. Halkın birliğinin sağlanmasının, ulusal varlığımızı korumanın tek yolu olduğunu biliyoruz.
 
KUVAYI MİLLİYE ruhuyla ve İzmir'i kapsayacak biçimde oluşturduğumuz birliktelikle, yerel örgütlenmeler kuracağız. Hiçbir siyasi partiyle ilişkimiz yok. Anayasal hakkımızı kullanarak demokratik usullerle yapacağımız mücadelemizle, yapılması gereken'e karar veremeyen yurtseverlere, örnek olacağımıza inanıyoruz.
 
Özveriye dayanan ve halkın birliğini önde tutan yerel örgütler, ulusal mücadeleyi ülke düzeyine yayacak; tehlikenin büyümesi halinde, kartopunun çığa dönüşmesi gibi daha ileri örgütlenmelerle güçlenecektir.
 
Mücadele yöntemimizin doğru olduğuna inanıyoruz. Başarılı olamazsak, bunun nedeni; yöntem değil, bizim eksikliğimiz olacaktır.
 
Yurtseverlere çağrımız; birlikte oluşturacağımız yerel örgütler ile iletişim içinde olup, deneyimlerimizi  birbirimize aktararak ortak çalışmalar yapalım. Düşünceler, girişimler ve yapılanları yapıcı eleştirilerle ortak değerler haline getirelim.
 
Ülkemize bir kâbus gibi çöken karanlıktan çıkış için bir yol bulmak zorundayız. Bunu yapamazsak, Osmanlı'nın son dönemini ve o dönemin acılı sonuçlarını, farklı biçimlerde de olsa yeniden yaşayacağız. Bu kez, yeni bir Mustafa Kemal bulamayacağız.
 
Mustafa Kemal, biziz... Hepimiz, O'nun birer parçasıyız. Parçaları birleştirmeli ve ulus birliğini sağlamalıyız. Başka Kurtuluş yolu yoktur.
 
Amasya Tamimi’nde belirtildiği gibi "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır"…


HALKIN SESİ

Cumhuriyet ilmen, fikren, bedenen yüksek seciyeli muhafızlar ister... Ne mutlu Türküm diyene!!!
Haluk CİĞERİM
09.07.2016

© 2016 HALK DAYANIŞMASI