SESSİZ SAVAŞ

25.11.2016

 
OSMAN NURİ KOÇTÜRK ( TARHANA OSMAN )'ın  (1918-1994)
" SESSİZ SAVAŞ "  KİTABINDAN
(1969)

GENÇLİĞİN SORUNLARI VE YAŞLILAR
Aynı kandan gelseler bile yaşlı insan ile genç insan arasında bir türlü zıtlaşma belirmektedir.Yaşlılar gençleri cahil, gençler de yaşlıları tutucu ve ahmak bulurlar.
Toplumların ve tüm Dünya'nın yönetimini ele geçirmiş,yasalar hazırlamış ve bunlara uymayanları cezalandırma olanağına sahip olan yaşlı kuşak,bugün yerleştiği köşe başlarından ayrılmaya niyetli görünmüyor.Yönetmek,yönetilmeye nazaran çok daha zevkli bir iş olduğu için,zevkine düşkün ihtiyarlar, yaşantılarına renk veren ve anlam kazandıran koltuklarından kolay kolay kalkmayacaklar,bunun için çeşitli gerekçeler bulacaklardır.Okulda öğrendiklerini,denemeleri ile pekleştirmiş ve güçlenmiş olan yaşlı kuşak, iyi niyetli,atak ve pervasız gençleri daha yıllarca aldatabilecek kadar lafazan ve hilekardır.
Genç kuşakla yaşlı kuşak arasındaki bu çelişme,toplumu parçalayarak kaynaklarına el koymayı en etkin usul olarak tanıyan emperyalistin gözünden kaçmamış ve bundan yararlanmak için çareler düşünülmüştür.Sömürgeciler,geri ülkelerin yaşlı insanlarını kendilerine daha yakın ve genç kuşakları da karşılarında kabul ederler.Gençleri deli eden ve olmadık davranışlara sürükleyen de zaten budur.
Üretim araçlarına Dünya'nın hemen her yerinde yaşlılar sahiptirler.Para ve yönetim onların elindedir.Dünya nimetlerinden en çok yararlanır ve en çok onlar eğlenirler.
Bugün yaşayan yaşlı kusak ise yalnız bizde değil bütün Dünya'da etkin bir hal almaya başlayan çağdaş akımların etkisi altındadır.Dizinde derman olsa da gençler gibi dansedecek,yüreği olsa çıkarı için çatışacaktır.Fizik güçsüzlüğü ve bilmişliği onu bu davranışlarından alıkor.İnançlarını alabildiğine yitirmiş ve cennet hayatını bu Dünya'da gerçekleştirmenin lüzumuna inanmış olduğu için yapmayacağı şey yoktur.
Bugün yaşayan yaşlı kuşağın böylesine muhteris oluşuna sebep olan başka nedenler de vardır.Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında ortaya çıkan bunalım dolayısıyla gençliği gereği gibi yaşayamamış ve bugünkü bağımsız düzenin avantajlarından yararlanamamış olması, onu kızdırmakta ve kendi çocuklarını kıskanmasına sebep olmaktadır.İşte gerek doğu gerekse batı bloku içinde üniversite öğrencilerini boykotlara,işgallere ve kanlı sokak gösterilerine sürükleyen temel neden budur.
Bizim kuşak,gelecek kuşaklara 2000 yılına kadar ödeyemeyecekleri borç senetleri,yabancılarla ortaklaşa kurulmuş fabrikalar ve yabancı üslerden başka bir şey bırakamayacaktır.Bizi borçlandırarak ve sömürerek Dolçe Vita yaşayan bugünkü Amerikan yaşlıları ise çocukları ile torunlarına atom bombası ve füzelerle, Dünya'ya mal olmuş bir nefret duygusu bırakabiliyor.Bize kalırsa asıl savaş yaşlı ile genç kuşaklar arasında cereyan etmekte ve bu savaş bilinen savaşların en korkuncu haline gelmiş bulunmaktadır.Dünya'nın her tarafında bunalıma iteklenmiş olan gençler, önce sessiz protestolarla dikkati çekmeye çalışmışlar, asi gençlik ve daha sonra Beatnik ve Hippiler ortaya çıkmıştır.Bu gelişmelere de kulak asmayacak kadar pişkin ve rahatına düşkün olan yaşlı kuşak genç kuşağa baskı yapmaya devam etmiştir.
Çocuklarımız ve yönetimi ister istemez devredeceğimiz bizden sonraki kuşak, yoksul,aç barınaksız,ısınma ve aydınlanma olanağından mahrum,giyinemeyen,dinlemeyi ve eğlenmeyi çoktan unutmuş bir mutsuz insanlar sürüsü haline gelmiştir.Bildiklerini bu kuşağa öğretmekten ve onların yönetimi devralıp kendilerini bir kenara iteklemesinden korkan şimdiki yaşlılar, günde iki defa traş olup, konfor araçlarının yardımı ile fiziği ve gençliğini koruyarak saltanatını sürdürme çabasındadır.Böyle olmasına rağmen,ruhunun yüzünden önce kırışmış olması, onu bir genç gibi hareket etmekten ekseriya alıkoyduğu için, gerçek yaşı her davranışında bütün çıplaklığı ile ortaya çıkıyor.Ölüm bu kuşağı fiilen toplumdan ayırıncaya kadar bu düzenin böylece sürdürülmesinden korkmak lazımdır.
Genç kuşakla,yönetimi elinde tutan yaşlı kuşağın bu bu zıtlaşmasından en çok yararlanan emperyalist çevreler olduğuna da şahit olduk.Bu sırada Akdenizde ziyaret edilecek başka liamn yokmuş gibi, arının yuvasını kızdırırcasına İstanbul'a bir ziyaret yapan Amerikalıların ünlü Altıncı Filosu, iki kuşak arasında uçurumların açılmasına sebep olmuştur.Bu kundağın altında yatan uzun vadeli amaçlar vardır.Zevkperest ve vurdumduymaz bir yaşlı kuşağa cesaret vererek ve ondan yana görünerek kendi çocukları ile arasını açmak isteyen sömürgeciler,Türkiye'de cansız yatırımlar için milyonlar harcanmasına ve gerekiyorsa İstanbul'da bir asma köprü kurulmasına taraftardırlar.
Fakat onlar hiçbir zaman gençliğin sorunları üzerine eğilmemizi ve canlı yatırımlara girişmemizi arzu etmezler.Bizden ve bütün geri ülkelerden sömürdükleri ile kendilerinden sonra gelen kuşakları Dünya'ya hükmetmek için hazırlamaya yönelmiş olanlar, bizim çocuklarımız ile bir masaya oturup onların dertlerini dinlememize ve çözüm aramamıza karşıdırlar.Gene bu sebeple Türk anasına helezon takar ve doğumu önleyici hap yutturmsk için Türkiye'deki ortakları ile planlar hazırlarlar.Amaçları uzun süre içinde,Türkiye'yi sahipsiz bırakmak, daha genç kuşağı da açlık ve yoksulluk yardımı ile yokedip ortadan kaldırmaktır.Emperyalistin bu korkunç girişimlerine rahat düşkünü ve kendini her şeyi biliyorum zanneden yaşlı kuşak aracılık etmekte ve bu suretle bindiği dalı kestiğinin farkına bile varmamaktadır.
Yaşlılar bu davranışları ile yalnız yurt çıkarlarına değil, doğaya da karşı durduklarını farketmelidirler.Doğa kurallarına karşı gelenler, doğa kuralları ile cezalandırılırlar.İçimize sızıp bizi çocuklarımızla karşı karşıya getirenler, aslında hammadde kaynaklarımıza, kol ve kafa gücümüze, bağımsızlığımıza kısacası mutluluğumuza göz koymuş yabancılardır.Bu yabancılar Türkiye'de kurdukları oteller,sahil yolları,barajlar ve bütün cansız yatırımlarla, savunmasız bir Türkiye yaratmak ve çocukları yoketmek istiyorlar.
Durum yalnız Türkiye'de değil,Dünya'nın hemen bütün ülkelerinde aşağı yukarı benzer koşullar altındaır.Bir Batı Almanyalı,bir Fransız öğrenci bizim öğrencilerimize nazaran çok daha üstün sayılabilecek bir standarda göre yaşamakta ise de, gençlerin yaşantısı, yaşlıların yaşantısı ile kıyaslanınca benzer aykırılıklar ve uçurumlar haline gelmiş olan farklar kendiliğinden ortaya çıkar.İşte Üniversite boykotları ile işgal olaylarının yalnız Türkiye'de değil,Dünya'nın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün ülkelerde aynı zamanda başlamış ve gelişmiş olmasının nedeni budur.Çünkü ihtiyarlar Dünya'nın her yerinde aynı ihtiyarlardır.Bunlar gençlerin tahammülü imkansız yaşama ve öğrenim şartlarını düzeltmektense, onları vaatlerle uyutmayı ve mevcut düzeni biraz daha sürdürmek için bazen kuvvete ve bazen de yalana başvurmayı bilmişlerdir.
Çok eski tarihlere kadar uzayan ihtiyar bilmişliği, hiçbir zaman bugünkü kadar etkin olmamıştır.Daha önce dini,çalışanları ve genç kuşakları uyutmak için bir araç gibi kullanarak, gününü gün etmiş olan ihtiyarlar, bu eski alışkanlıklarını bugün de terketmemiş olmakla beraber, şu günlerde insanları ilerici ve gerici olarak parçalamayı, iki takımı bir futbol topunun peşine düşürüp , onbinleri, sorunlarının uzağında tutmayı da uygulamaya sokmuşlardır.Gençleri uyuşturmak için, diskotekten kumar salonuna,ucuza satan regarenk dergiler ile,cinayet hikayelerine kadar her şeyi piyasaya sürerek, kendi köşesinde Dünya nimetlerinden en büyük payı almaya ve gününü gün etmeye meraklı olanların yapmayacakları yok gibidir.Kendi toplumu içinde, milletlerarası sömürgeciyi aynen taklit ederek kendi insanlarını sömüren bazı yaşlılar,bu sömürüyü sürdürmek için yabancıyla işbirliği yapmaktan bile geri durmazlar.Bundan dolayı gençlerin bir ihtiyarlar grubunun peşine düşerek,çağın sorunlarına çözüm aramaları temelden yanlış bir tutumdur.
Gençlerin yaşlıları tanımaları ve zamanı gelince onları kenara çekecek bir düzen için şimdiden çalışmları gerekiyor.Beyaz sakalını sıvazlayarak ve dudaklarıyla dua mırıldanıp tesbihini çeken bir ihtiyarın, saygıdeğer kişi pozuna girip, gençlere nutuk çeken yaşlı politikacının çok zaman etkin olmayan şeyler düşünebileceğini hatırlamak gerekiyor.
Bugünkü sessiz savaş,Amerika ile Rusya arasında,yahut Çin ile İngiltere arasında değil, yaşlı kuşakla genç kuşak arasında verilmektedir.Gençler bilinen ölçüleri aşıp bir araya gelemediler.Fakat düşman blokların ihtiyarları birbirini gayet iyi anlamakta ve bazen de korumaktadırlar.
Geleceğin mutlu dünyasını gençler yaratacaklardır.Bu gençler yaşı ilerlemiş olanlar arasından, ruhi yapısı ve değer ölçüleri itibariyle genç kalabilmiş, yaşamanın çauruna bulaşıp kirlenmemiş kişileri bulup seçebilirler,onları hiçbir zaman başa getirmeksizin, bir danışma olarak ve denetim altında tutmak suretiyle, bildiklerinden yararlanabilirlerse, sesli savaş kadar sessiz savaşı da önlemek mümkün olacaktır.Fakat sermayeyi, üretim araçlarını, yönetimi ele geçirmiş, ömürleri kısalmış olan ihtiyarlar Dünya'ya hükmedecek ve bu düzen böylece sürdürülecek olursa insanlara rahat yoktur.İhtiyarlar kendi aralarındaki çekişme ve çatışma dolayısıyla yüzbinlerce genci, cephelere gönderip birbirine kırdırmayı da bilirler.Oysa iyi,güzel ve doğruya saygılı olan gençlerin barışçı bir hava içinde çözümleyemeyecekleri mesele yok gibidir.
Biz sözü gene ülkemize getirmek ve yurt gerçeklerinden bahsetmek istiyoruz.Bugün Türkiye'de kamplara ayrılmış ve birbirine karşı cephe almış olan gençlerin temel sorunları aslında farklı değildir.Birbirinin karşısına geçmiş ve kıyasıya çatışmaya sokulmuş olan bu insanları kukla gibi oynatan ve iplerini elinde tutan ihtiyarlar olmasa, dövüşenlerin sevişeceğine inanıyoruz.Çünkü Dünya dövüşmek için değil sevişmek için yaratılmıştır.Ölüme uzak olan gençler, sevişme olanağı bulurlarsa, dövüşmek ekseriya akıllarına gelmez.Fakat Azrail'in soluğunu alnında hisseden yaşlıyı kaplamış olan ihtiras, onun insanları sevmesine engel olmakta ve gençlere karşı kin ve gayza kadar varabilen bir kıskançlık yaratmaktadır.Bu ihtiras, güçsüz ihtiyarı, kendi çatışamayacağı için başkalarını çıkar grupları halinde bölüp çatıştırmaya sevkediyor.İhtiyarlara dikkat etmeli ve onları iyice denetlemeliyiz.
Bütün davranışları ile kınadığımız emperyalistin tutumu içinde olan yaşlı kuşak artık hatasını anlamalı ve kendi içinde temizlik yapmaya çalışmalıdır.İnsan sevgisini tüm olarak unutmuş olan yaşlı kişiler, çiçekleri, denizi, kısacası doğayı sevmeye çalışmalı ve sonun yaklaşmış olmasına razı olmalıdır.Çünkü insanları çatıştırmak onu kurtarmayacak,ölüm gelecektir.


HALKIN SESİ

Ülkemizin durumu 1919'dan daha da ağır ve kötüdür. Üstelik bu defa düşmanlarımız; 4.Nesil savaş oyunları ve silahları ile saldırmaktadır. Üzerlerinde üniforma yoktur, halkın beynini yıkama operasyonu tüm hızıyla sürmektedir. Sevr'in koşullarını yine önümüze getirip lehimize gibi göstererek, eşbaşkanlık ve Yeni Türkiye adı altında Osmanlıya dönüş ve hilafet hayalleri içinde, Atatürk Devrimlerinin tam tersini yaparak, gericilikle bizi ve ülkemizi ortaçağa hapsetmeye çalışan gaflet, dalalet ve hıyanet içindeki emperyal hizmetçisi piyonlar tarafından parçalanmaya yüz tutmuş yurdumuzu korumak, Atatürk devrim ve ilkelerini yeniden ülkemizde etkin kılarak; "çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarmak" hedefine doğru yola alabilmek ve düşmanlarımızı yurdumuzdan ve devleti ele geçirdikleri noktalardan temizlemek üzere bir birliğe, bir birleşmeye ihtiyacımız vardır. Bu noktada Halk Dayanışması'na tüm yüreğimle desteğimi bildirir, bu yolda hepimize üstün başarılar dilerim. Saygılarımla, Özgün Yurtseven
Özgün Yurtseven
16.07.2016

© 2016 HALK DAYANIŞMASI