HANGİ ORDU? KAÇINCI TASFİYE?

Programın iyi işlemesi için ulusal devletler parçalanarak federasyonlara dönüştürülüyor. Türkiye de bundan payını alıyor.

31.10.2016

Biliyorum oralardasınız Kumandan'ın çocukları ve direniyorsunuz!                                    
Türk ordusunun yalnızca önde gösterilen çapsız generallerden ve albaylardan oluştuğunu sananlar, Kongurey'den koparak 2000 yıldır Makedonya'ya doğru at koşturanları bilmiyorlar... Bu gerçeği, Ortadoğunun karanlığına kapılanlar hiç ama hiç bilmezler!

"ORTAĞIN ÇOCUKLARI"ndan devam... UDY, Ocak 2011, s. 265
 

HANGİ ORDU? 
KAÇINCI TASFİYE?

 

Ortak düşüncelerin buluştuğu temel program, ABD Baş-kanlarının ve AB önderlerinin belirttiği gibi yeni düzene uy-gun demokrat “Müslüman Türkiye” tasarımıdır. 
‘Ilımlı İslam’ programının yardımıyla Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş ilkelerinden uzaklaşıyor. ‘İşleyen çekirdek’ çevre-sinde dönüp duracak birkaç parçalı ‘Anadolu Federasyonu’dur amaçlanan. Org. Özkök’ün hükümetlerle “şiir gibi anlaşıyoruz” demesi, sıradan, geçici bir olay değildir.

Org. Büyükanıt’ın Cumhuriyet mitingleri döneminde bir e-muhtıra ile kitle eylemlerinin önünü kesmesi ve TBMM’yi erken seçime zorlaması da rastlantı olamaz.

“Darbe” tasarımı gerekçesiyle emekli ya da görevdeki her rütbeden generallerin, oramirallerin, etkin görevlerdeki komutanların, genç subayların ‘Kamu Güvenliği’ne uygun olarak tutuklanmaya başlandığı günlerde, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un

“Türk Silahlı Kuvvetlerinin demokrasi ve hukuka bağlılığı tamdır, bundan kimsenin kuşkusu olmasın, demokrasi ve hukuk dışına çıkan hiç bir personel TSK’da barınamaz” 
demesi de “ortak değerler” içinde olmalı.

Hukuk dışı tutuklama, emirlerle yargılama yöntemleriyse 1940’ların sonundan başlayarak günümüze dek sürdürüldü. Bazı teknik incelikler dışında değişen bir yanı da yoktur. Günümüzde de aynı yöntemlerle subaylar tasfiye ediliyor.

Tasfiye zorunludur; çünkü Ortadoğu’nun, Kıbrıs’ın, Azerbaycan’ın, Ermenistan’ın, Kürdistan’ın, Asya’nın yeniden biçimlendirilmesi için silahlı-silahsız işgaller, karıştırmalar bu programa uygundur.

Programın iyi işlemesi için ulusal devletler parçalanarak federasyonlara dönüştürülüyor. Türkiye’de bundan payını alıyor.
 

1960’lı yıllarda, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle birlikte TSK’den çıkarılan tam bağımsızlık eğilimli subaylar bir kez daha aynı sonuçlarla karşılaşıyorlar.

NATO Genişleme Programına, örtülü ya da açık federasyonlaşmaya karşı çıkma olasılığı yüksek kurumlar dağıtılıyor, kişiler ve gruplar Amerika’nın “Kamu Güvenliği” tasarımına uygun olarak saf dışı ediliyorlar.

TSK ve Türk emniyetinin 1945’ten sonra yeniden yapılandırılması, ABD’nin çıkarlarına uygun yürütülmüştü. O zamanlar parçalanmamış bir Türkiye’nin askeri gücüne gereksinim vardı. Şimdiyse ulusal bütünlüğünü koruyacak olan Türkiye, Batı’dan gelen Ortadoğu ve Asya’ya yayılma dalgasını durdurabilecek en büyük engel olarak görülüyor.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşu da böyle bir öz-gürlük ve bağımsızlık savaşımına dayanmıştı. Ülkeyi yöne-tenlerle müttefikleri her ne denli baskın görünseler ve silahlı silahsız gücü ellerinde bulundursalar da Türkiye’nin özünde işgallere karşı durma, mazlumlardan yana olma karakterini yok etmeleri olanaksızdır. İşte bu nedenle herhangi bir ülkede olduğundan daha çok çekiniyorlar Türkiye’nin uyanmasından.

Bu nedenle bir yandan etnik çatışmalar körükleniyor, öte yandan ulusal birliğin ve dayanışmanın parçalanması için ‘Ilımlı İslam’ modeli denilerek ulusal hedefleri ortadan kalkmış, kültürel kimliğini yitirmiş düşler peşinde koşan topluluklar, cemaatler ülkesi yaratılmaya çalışılıyor.

Türk ulusal devleti parçalanırken Ermenistan ve Yunanistan gibi ülkeler ulusal bütünlüklerini korusunlar diye ABD ve Batı Avrupa devletlerince askeri ve ekonomik olarak destekleniyorlar; silahların gölgesinde Kürt ulusal devleti kuruluyor.

Bir kez daha yinelemek gerekirse gelişmeler, Genel Kurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un “Bugün bu ilişkiler, iki ülke için her zaman olduğundan çok daha önemlidir. Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri, belirli bir konuya bağlanamayacak kadar geniş ve kapsamlıdır” diyerek açığa vurduğu gibi kapsamlı olarak sürüyor.

Sivil-resmi iç güvenlik ağının ve özellikle son 20 yılda TSK yönetimlerinin yeni tür müttefikliğe uygun olarak tarihsel köklerinden koparılma süreci, 

Türkiye’de ‘Ortağımızın Çocukları’ ve CIA güdümünde güvenlik yapılanması; bağımsız bir devletten aşağı derecede bir koloniye dönüşümün ayrıntıları, yeni ideolojik saplantılar, ülkede bir süre daha herhangi bir karanlık dalgası yaşanmazsa yayınlanacak bir sonraki kitabın konusudur.

 

KARANLIK ZİFİRİYE DÖNÜŞTÜ...

HER ŞEYE KARŞIN 20 YIL SÜREN ÇALIŞMA SONUNDA KİTABIN 1.

CİLDİ TEMMUZ BAŞINDA, 2. CİLDİ TEMMUZ SONUNDA YAYINLANABİLDİ:
https://www.facebook.com/mrdlym/posts/541071759427168


HALKIN SESİ

Hep birlikte el ele omuz omuza başarılar.
Nilgun KONUK
10.07.2016

© 2016 HALK DAYANIŞMASI